Nobel Ödülü Bir Türk’e Verildi!

 In Gündem, Teknoloji

Nobel Kimya Ödülü’nün bu yılki sahiplerinden biri Türk bilim adamı Aziz Sancar oldu.

İsveç’teki Nobel Komitesi, Kimya Ödülü’nün İsveçli Thomas Lindahl, Amerikalı Paul Modrich ve Türk Aziz Sancar arasında paylaştırıldığını açıkladı.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan resmi sosyal medya hesabından tebrik etti. Akdoğan şu paylaşımı yaptı, ‘Nobel kimya ödülünü kazanan Aziz Sancar’ı tebrik ediyorum.İnsanlık adına büyük başarı, millet olarak gurur duyduk’ dedi.

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi, düzenlediği basın toplantısında, Lindahl, Modrich ve Sancar’ın “hücrelerin hasar gören DNA’yı nasıl onardığını ve genetik bilgiyi nasıl koruma altına aldığını” ortaya çıkardıkları için Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldüklerini bildirdi.

 

Açıklamada, “Üç bilim adamının çalışmaları, hücrelerin nasıl işlediğine yönelik son derece önemli bilgi sağlayarak yeni kanser tedavilerinin geliştirilmesine yol açtı” ifadesi kullanıldı.

İnsan DNA’sının her gün ultraviyole ışınlar, serbest radikaller ve diğer kanserojen maddeler nedeniyle zarar gördüğüne işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Ancak bu tür dış saldırılar olmadan da DNA molekülleri, kalıtımsal olarak değişken bir yapıya sahiptir. Hücrenin genomunda her gün çok sayıda değişiklik meydana gelir. Daha da ötesi insan vücudundaki hücreler her gün milyonlarca kez bölünür ve bu esnada DNA kopyalanır. DNA’nın kopyalanması sırasında bazı bozukluklar ortaya çıkar. Genetik materyalin tam bir kimyasal kaosa düşmemesinin nedeni, hiç durmadan DNA’yı izleyen ve meydana gelen hasarları onaran moleküler sistemler barındırmasıdır. 2015 Nobel Kimya Ödülü, bu onarım sistemlerinin nasıl işlediğini moleküler düzeyde gözler önüne seren çalışmalarıyla alanlarında çığır açan üç bilim adamına verilmiştir.”

Kraliyet Akademisi, ödüle layık görülen üç bilim adamını şöyle tanıttı:

“1970’lerin başlarında bilim adamları, DNA’nın son derece istikrarlı bir molekül olduğuna inanıyordu ancak Lindahl, DNA’nın aslında yeryüzünde yaşamın gelişimini imkansız kılacak bir yavaşlıkta bozulduğunu ortaya çıkardı. Öngörüsü, Lindahl’ın DNA’nın çökmesine sürekli engel olan moleküler bir makineyi keşfetmesini sağladı. Aziz Sancar, hücrelerin ultraviyole ışınlarının DNA’da neden olduğu hasarı tamir etmek için kullandığı nükleotid eksizyon onarım mekanizmasının haritasını çıkardı. Paul Modrich de hücrelerin, hücre bölünmesi esnasında DNA’nın kopyalanmasında ortaya çıkan hataları nasıl düzelttiğini buldu.”

– Tomas Lindahl

Lindahl, 1938’de Stockholm’de dünyaya geldi. Karolinska Enstitüsü’nden mezun olan Lindahl, 1978’ten 1982’ye kadar Göteborg Üniversitesi Tıbbi ve Fizyolojik Kimya Bölümü’nde çalıştı. Lindahl, halihazırda İngiltere’deki Clare Hall Laboratuvarı Kanser Araştırma Merkezi’nin müdürlüğünü yapıyor.

– Paul Modrich

California’da 1946’da doğan Modrich, Stanford Üniversitesi’nden mezun oldu. Modrich, Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde biyokimya dersleri veriyor.

– Aziz Sancar

1946’da Mardin’in Savur ilçesinde dünyaya gelen Sancar, 1977’de Dallas’daki Teksas Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Sancar, halihazırda Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde ders veriyor.

Lindahl, Modrich ve Sancar, 8 milyon İsveç Kronu (yaklaşık 3 milyon lira) tutarındaki ödülü paylaşacak. Üç bilim adamına, Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümü 10 Aralık’ta düzenlenecek ödül töreninde birer diploma ve altın madalya da verilecek.

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi, yarın Edebiyat Ödülü’nün sahibini, cuma günü de Barış Ödülü’nü kazanan ismi açıklayacak. Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahibi ise 12 Ekim’de belli olacak.

Bilim dünyasının en prestijli ödülü için adaylar, her bir alan için oluşturulan komite üyeleri tarafından belirleniyor. Akademi üyelerinin yaptığı oylamada da oyların çoğunu alan aday, ödülün sahibi oluyor.

– Nobel Kimya Ödülü

1901 ve 2014 yılları arasında 106 kez Nobel Kimya Ödülü verildi. Toplam 169 kişiye layık görülen ödüllerden 23’ü 2 kişi, 20’si ise 3 kişi arasında paylaştırıldı.

Nobel Kimya Ödülü’ne şimdiye kadar sadece 4 kadın layık görüldü: Marie Curie (1911) , Curie’nin kızı Irene Joliot-Curie (1935), Dorothy Crowfoot Hodgkin (1964) ve Ada Yonath (2009)

Nobel Kimya Ödülü’nü alan en genç bilim adamı Frederic Joliot oldu. Joliot, 1935 yılında ödülü aldığında 35 yaşındaydı.

Nobel Kimya Ödülü verilen en yaşlı bilim adamı ise 2002’de 85 yaşındayken ödüle layık görülen John B. Fenn oldu.

1911’de Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Marie Curie, 1903’te de Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştı. 1954’te Nobel Kimya Ödülü’nü alan Linus Pauling, 1962’de de Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştü. Frederick Sanger ise 1958 ve 1980 yıllarında iki kez Nobel Kimya Ödülü’nün sahibi oldu.

– Curie ailesinin Nobel başarısı

Curie ailesi, evlerine 6 Nobel Ödülü götürerek Nobel tarihindeki en başarılı aile oldu. Marie ve Pierre Curie çifti, ilk ödüllerini 1903’te fizik alanında kazandı. Marie Curie, 1911’de bu kez Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü. Çiftin tıpkı kendilerini gibi bilim alanında kariyer yapan büyük kızları, Irene Joliot-Curie, 1935’te eşi Frederic Joliot ile Nobel Kimya Ödülü’nün sahibi oldu. Curie çiftinin UNICEF için çalışan küçük kızları Eve Curie’nin eşi Henry R. Labouisse ize 1965’te UNICEF adına Nobel Barış Ödülü’nü aldı.

– Ödülünü alamayanlar

Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan iki Alman bilim adamı, ödüllerini alamadı. Nobel Komitesi, Kimya Ödülü’nü 1938 yılında Richard Kuhn ve 1939’da da Adolf Butenandt’a verdi. Kuhn ve Butenandt, Nazi lideri Adolf Hitler’in yasak getirmesi sonucu ödüllerini alamadılar. 1939’da Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülen Gerhard Domagk da aynı yasak nedeniyle ödül törenine katılamadı. Üç bilim adamı, sonraki yıllarda diploma ve madalyalarına kavuştu ancak para ödüllerini alamadılar.

– Madalya

Nobel Kimya Ödülü’nü kazananlara ödüllerinin takdim edildiği akşam bir de İsveçli heykeltıraş ve gravürcü Erik Lindberg tarafından tasarlanan madalya veriliyor.

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi’nin fizik ve kimya alanlarında ödül kazananlara takdim ettiği madalyasına Mısır’ın en büyük tanrıçası İsis’e benzeyen bir doğa tanrıçası işlenmiş. Bulutların arasından çıkan tanrıça, kolları arasında bereketi simgeleyen bir boynuz tutuyor. Madalyada tanrıçanın yüzünü örten peçeyi ise “Bilim’in Dahisi” açıyor.

Madalyada aynı zamanda Vergilius’un Aeneid adlı eserinden “Inventas vitam juvat excoluisse per artes” ifadesi bulunuyor. Latince ifade, “Yeni buluşlar, sanatla güzelleşen hayatı daha da zengin kılar” anlamına geliyor.

 

– Defneden taç

Nobel ödülünü kazananlar için İngilizce “Nobel Laureates” ifadesi kullanılıyor. “Laureate” sözcüğü, defne dalları ve yapraklarından yapılan taç anlamına geliyor. Antik Yunan’da müziğin, güzel sanatların, güneşin, ateşin ve şiirin tanrısı olan Apollon tarafından takılan defne tacı, spor müsabakalarının ve şiir yarışmalarının kazananlarına “gurur sembolü” olarak armağan ediliyordu.

– 2001’den bu yana Nobel Kimya Ödülü’nü kazananlar

2001: William Knowles (ABD), Ryoji Noyori (Japonya), Barry Sharpless (ABD)

2002: John Fenn (ABD), Koichi Tanaka (Japonya) ve Kurt Wüthrich (İsviçre)

2003: Peter Agre (ABD), Roderick MacKinnon (ABD)

2004: Aaron Ciechanover (İsrail), Avram Hershko (İsrail), Irwin Rose (ABD)

2005: Yves Chauvin (Fransa), Robert H. Grubbs ve Richard R. Schrock (ABD)

2006: Roger D. Kornberg (ABD)

2007: Gerhard Ertl (Almanya)

2008: Roger Tsien (ABD), Martin Chalfie (ABD) ve Osamu Shimomura (Japon)

2009: Venkatraman Ramakrishnan ve Thomas Steitzile (ABD) ile Ada Yonath (İsrail)

2010 :Richard Heck, Ei-ichi Negishi (ABD) ve Akira Suzuki (Japon)

2011: Dan Shechtman (İsrail)

2012: Robert J. Lefkowitz ve Brian K. Kobilka (ABD)

2013: Martin Karplus (Avusturya), Michael Levitt (Güney Afrika) ve Arieh Warshel (İsrail)

2014: Eric Betzig (ABD), Stefan W. Hell (Romanya) ve William E. Moerner (ABD)

elmediğine işaret eden sancar, tedavi konusunda bir şey söylemek için erken olduğunu belirtti.
Türk bilim adamı Sancar kanser araştırmaları hakkında konuşmuştu

Kimya dalında Nobel Ödülü’ne layık görülen üç kişi arasında yer alan Türk bilim adamı Aziz Sancar, kanser araştırmaları hakkında AA’ya konuşmuştu.

Anadolu Ajansı muhabiri Zeynep Akyıl’ın röportaj yaptığı Prof. Dr. Sancar, “Kansere karşı ‘DNA onarımı’ buluşu” hakkında bilgi vermişti. Aziz Sancar, haberde, kanserle mücadele konularındaki araştırmaları ve kendisine ait olan “Sirkadiyen saat (ritmik saat)” buluşu hakkında da açıklamalarda bulunmuştu.

22 Temmuz 2014’te yayımlanan haber şöyleydi:

Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, kanser tedavisinde “sirkadiyen saat (ritmik saat)” buluşuna imza attı.

Kuzey Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Sancar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanser konusunda önemli çalışmalar yapıldığını belirtirken, kanser mekanizmasının 10 yıl içinde çözüleceğine inandığını söyledi. Ancak kanserin nasıl olduğunu çözümlemenin onu tedavi etmek anlamına gelmediğine işaret eden Sancar, tedavi konusunda bir şey söylemek için erken olduğunu belirtti.

Her kanser çeşidinde farklı mutasyonların tespit edildiğini, dokudaki bazı kanserli hücreler öldürülse dahi başka mutasyonları kontrol etmenin zor olduğunu anlatan Sancar, “Kanser demek bir tek hücre tipi değildir, kanserde çok hücre tipi vardır, bütün bu hücrelere göre tedaviyi yöneltmek gerekiyor” dedi.

Kanserle ilgili olarak “DNA onarımı” konusunda çalışma yaptığını bildiren Sancar, şunları kaydetti:

“Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA’yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu “inhibe” edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak.”

-DNA onarımının en az olduğu saatler tespit edilerek, kanserle savaşılacak-

Sirkadiyen saat (günlük ritm) konusunda önemli bir buluş yaptıklarını bildiren Sancar, sirkadiyen saatin DNA onarımını kontrol ettiğini ifade etti. Sancar, DNA onarımının günün belli saatlerinde arttığını, belli saatlerde de minimum seviyeye indiğini söyledi.

Amaçlarının vücuttaki DNA onarımının minimum olduğu zamanı tespit edip, kanser hücrelerine ilaç verip, bu hücrelerin ölmesini sağlamak olduğunu belirten Sancar, “Hedefimiz DNA onarımının ne zaman minimum ne zaman maksimum olduğunu belirleyerek, DNA onarımı potansiyelinin en az olduğu zaman ilaç tedavisi uygulayarak, hem ilacın etkisini çoğaltmak, hem de yan etkileri azaltmak” şeklinde konuştu.

Bu kapsamda çalışmayı öncelikle kalın bağırsak kanseri üzerinden başlatacaklarını anlatan Sancar, “Kalın bağırsağın biyolojisi ve DNA onarımı saatleri konusunda daha çok bilgi sahibi olmamız nedeniyle bu kanser çeşidinden çalışmalarımızı başlatacağız. Araştırma çalışmalarına 2-3 ay içinde başlıyoruz” dedi.

-Deri kanserinin önüne geçilebilecek

Sirkadiyen saat konusundaki çalışmalarının deri kanserini önleme noktasında da faydalı olacağına dikkati çeken Sancar, bu şekilde hangi saatlerde güneşlenildiğinde kanser riskinin arttığının, hangi zamanlarda azaldığının tespit edilebileceğini ifade etti.

Fareler üzerinde yaptıkları bilimsel çalışmalarda, UV ışınlarına maruz kalan farelerde kanser riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu tespit ettiklerini belirten Sancar, şöyle devam etti:

“Fareler üzerinde yaptığımız araştırmalarda sabah saatlerindeki UV maruziyeti sonucu kanser riskinin akşamüstü saat 4’teki tespit ettiğimiz oranlara göre 5 misli daha yüksek olduğunu gördük. Yani farelerde deri kanseri riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu belirledik. Farelerde ortaya çıkan sonuçlar insanlarda tam tersidir. Buna dayanarak, insanlar için sabah saatlerinin deri kanseri riski açısından daha düşük olacağını söyleyebiliriz. Yani sabah saatlerinde güneşlenmek, öğlen ve akşamüstüne göre daha az risk taşıyor. Ancak bunu kesin olarak söylemek için öncelikle insanlar üzerinde deney yapmamız lazım.”

Bu konuda çalışmalara başladıklarını ve Amerikan Sağlık Bakanlığından izin aldıklarını anlatan Sancar, ilk etapta gönüllüler topladıklarını ve gönüllülerin derilerindeki DNA onarımlarını gün boyu nasıl olduğunu ölçmek için çalışma yapacaklarını söyledi.

Sancar, “Yani DNA onarımı konusunda kalın bağırsakta yapacağımız çalışma kanserin tedavisini, cilt üzerinde yapacağız çalışma da kanseri önlemeyi amaçlıyor” ifadelerine yer verdi.

“Ülkem adına gurur duydum”

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Türk bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar, “Ödülü kazanmaktan büyük onur duyduğunu” söyledi.

Akademi’den gelen telefonu, eşinin açtığını ve kendisini uyandırdığını belirten 69 yaşındaki Sancar, “Hiç beklemiyordum, çok şaşırdım. Hala da çok şaşkınım” dedi.

Nobel Medya Merkezi’nden Adam Smith’in sorularını yanıtlayan Sancar, ödülü kazanan ilk Türk bilim adamı olduğu hatırlatıldığında “Bilim adamı olarak evet. Ama Orhan Pamuk, 2006’da Nobel Edebiyat Ödülü’n kazanmıştı” dedi.

Smith’in, Türkiye’de de büyük kutlamalar olacağını belirtmesi üzerine Sancar, “Evet sanırım olacak. ‘Nobel ödülünü ne zaman alacaksın’ diye yıllardır sorup duruyorlardı. Ülkem adına da gurur duyuyorum” ifadesini kullandı.

Hasar gören DNA’nın onarımıyla ilgili mekanizmaları ortaya çıkaran çalışmasıyla ödüle layık görülen Sancar, “Şimdi neler olacak?” sorusuna “Derslerim ay sonunda başlıyor ve aralık sonuna kadar da devam edecek. Dersleri aksatmamak için elimden geleni yapacağım ama sanırım bazı aksaklıklar olacak” diye konuştu.

Ailesine, ana vatanı Türkiye’ye ve çalışmalarını sürdürdüğü ABD’ye müteşekkir olduğunu kaydeden Sancar, “Bu ödül özellikle Türkiye için çok önemli” dedi.

– Mardin’den Kuzey Carolina’ya

Sancar, 1946’da Mardin’in Savur ilçesinde sekiz çocuklu bir ailede dünyaya geldi. 1969’da İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Sancar, doktorasını 1977’de Dallas’taki Teksas Üniversitesi’nde tamamladı.

Çalışmalarını Chapel Hill’deki Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde sürdüren Sancar, insan genomunda hasar görmüş DNA’yı onaran moleküler mekanizmaların haritasını çıkardı.

Ulusal Bilimler Akademisi üyeliğine 2005’te seçilen Sancar ile kendisi gibi Kuzey Carolina Üniversitesi’nde Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan eşi Gwen Boles Sancar, Türk araştırmacılara burs vermek amacıyla Carolina Türk Evi’ni kurdu.

Sancar, kendisine Nobel Kimya Ödülü getiren çalışması hakkında geçen yıl AA muhabirine bilgi vermişti. Sancar, “Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA’yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu ‘inhibe’ edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak” demişti.

Recent Posts

Leave a Comment

İletişim

Her türlü öneri/şikayet ve sorularınızı mesaj olarak iletebilirsiniz.

Not readable? Change text. captcha txt